Gördükçe Yazdım, Yazdıkça Okudum, Okudukça Öğrendim

İskender Pala’nın adı gibi güzel kitabı Dört Güzeller ile ilgili düşüncelerimi paylaşmak  istedim bu akşam. Aslında kitabı bitireli bir aya yakın bir zaman oldu, hatta yeni bir kitaba başladım bile;  ama yazmaya ancak zaman bulabildim.

Kitap; yaşamın özü olan 4 temel şey: Toprak, Su, Hava ve Ateş hakkında sözler, şiirler,  rivayetlerle süslenen yazılardan oluşuyor. 4 elementin tarih boyunca çeşitli  kültürlerdeki yerlerini anlatıyor. Benim en beğendiğim bölüm Su ile ilgili olandı, en uzun bölüm  de o ayrıca :) Kültürümüzde Su ile ilgili çok güzel örnekler varmış, bir kısmını da böylece  öğrenmiş oldum :)

İskender Pala’yı daha önce okuyanınız varsa dilinin biraz ağır olduğunu bilirsiniz, bu kitap bir  Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk kadar olmasa da yine eski kelimelerle süslü. İskender Pala  sayesinde sözlükle kitap okuma alışkanlığım oluşmaya başladı :)

Kitaptan bir hikaye ile bağlayayım sözü…

İnci (dür, dürdane), sedef denilen belli büyüklükteki deniz istiridyesinin karnında oluşur. Nisan  mevsiminde sahile çıkan sedef yağmurlarla birlikte kapakçığını açar, yağan rahmetten bir damla alıp denize dönermiş. Denizin tuzlu su ortamında bu saf yağmur damlası sedefin karnına oturur ve ona bir ıstırap vermeye başlar, hayvan da bundan kurtulmak veya önlem olmak üzere su damlacığının çevresini salgıladığı bir sıvı ile kaplarmış. Bir müddet sonra salgının hükmü geçip sancı tekrar başladığında istiridye yeniden salgı üreterek karnındaki tanenin çevresini bir kat daha sıvıyla örer, böylece acıdan vareste olurmuş. Bu işlem  devam ettikçe salgılanan sıvılar katılaşarak birbiri üstüne yapışır, katman katman büyür ve sonunda inci ortaya çıkarmış. Burada esas olan sedefin tek yağmur damlası ile denize dönmüş olmasıdır ki, bundan hasıl olan inciye “dür-i yek-dane (tek inci)” veya “dürdane (inci tanesi) denilir. Eğer sedef açgözlülük edip sahildeki nisan yağmurundan iki damla yutarsa karnındaki sancı attığı gibi, yaptığı inci de patates gibi yamru yumru ve küçük olur, değeri azalırmış. Bazen inci ustalarının incileri delerken içinde su veya kum tanesi bulmaları işte bu yüzdenmiş. Tek inciler hem iri hem de yuvarlak olduklarından az bulunur ve ancak sultanlara hediye gidermiş. Şimdiki suni incilerin hepsi dürdane taklidi veya çiftlik incisi olup doğal bir inci gerçek bir servettir.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Etiket Bulutu

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 1.273 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: